Sessizliğin koynunda sakladığım bir sır vardı,
Yüreğimde büyüttüğüm, zamana emanet ettiğim.
Yıllar geçti, mevsimler değişti, yüzler soldu,
Ama o sır, içimde hep taze kaldı, hiç eskimeyen.
Şimdi, aynadaki yabancıya fısıldıyorum adını,
Belki de çok geç, belki de nafile, ama susmak ölüm.
Gecikmiş bir itiraf bu, pişmanlığın gölgesinde.
Bir zamanlar cesaretim yoktu, şimdi ise zaman yok.
Belki de hiç olmamalıydı, bir hayalden ibaretti sadece,
Ama yine de içimde bir umut kırıntısı saklıyorum.
Affet beni, ey geçmişin masum hayali.
Belki de bu sessizlik en güzel cevaptır her şeye,
Bir hiç uğruna harcanan yılların telafisi yok nasılsa.
Artık kabullenmenin vaktidir, yeni bir başlangıca yelken açmalı,
Eski defterleri kapatıp, yepyeni bir dünya kurmalı.
Unutmak mümkün mü bilmem, ama denemek zorundayım,
Çünkü hayat devam ediyor, durmadan, acımasızca,
Ve ben de onunla birlikte akmaya mecburum.
Sırrım artık seninle, ey sonsuz karanlık.
Hafifledim sanki, yüküm azaldı biraz.
Belki de huzur, gecikmiş itiraflarda saklıdır.
©2026 Şiir, Şair ve Edebiyat - Çin Dizileri - keyifsizblog.com WordPress Video Theme by WPEnjoy