sen miydin o yoksa sanrı mıydı bütün
şafak sökerken kırık dökük umutlarımı
buzdolabında unutulmuş bayat bir şiir
otogarlar, ara sokaklar, ruh hastaları
hayatım seni insan içine karıştırmaktı
cebinde buruşmuş bir bilet
yanılgım benim paslı kalbim
ne kadar sahte olursak o kadar iyi
sahildeki ucuz barlara takıldık
önümüzde rakı, buz, hayallerin enkazı
yanımızda yalnızlar, hayaletler, eski sevdalar
sabahları deniz kenarında bulurlardı gölgemi
öyle soğuktu ki yalnızların şarkıları
yalnızların şarkılarıyla severdin beni
yanılgım benim karanlık gözlüm
ne kadar kaybolursak o kadar iyi
baktım gökte bir loş, sönük bir yıldız
bol yalan, bol pişmanlık, bol ayrılık
bir gece ölü piksel aşkını yaşadık
düştüğüm yer öyle belirsiz ki
başucumda bir sen varsın bir de hiçlik
saymıyorum unutup unutturduklarımı
yanılgım benim suskun şarkılarım
ne kadar sessiz ölürsek o kadar iyi
Özledim seni
Unutmak ne mümkün
yalnızlık benim çoğul ağrılarım
ne kadar çaresiz kalırsak o kadar iyi
Bir yanıt yazın