Beton ve Leylak

Bir şehirdi başlayan içimde
Gökdelenler çizmişti sınırlarını
Parklar küçülmüştü
Rengi kaybolmuştu tüm umutların
Gökyüzünü duman bulutları sarmıştı
Kor gibi yakıyordu asfalt yolları
Vurdumduymaz esiyordu hayat
Unutulmuş bir ezgi gibiydi çocukluk
Neydi o bir zamanlar
Koşuşturmalar, gülüşmeler
O saklambaçlar, o yakalamacalar neydi
Ne bu yorgunluğa alışmış bedenim
Ne bu kaygıdan örülen yürek
Ne bu bitmek bilmeyen trafik; ömrüm
Önümdeki yüksek duvarlar da ne
Ne bu ardımdaki anılar; kırık düşlerim
Beni erken buldun leylak
Gri, kasvetli betona
Bir bahar kokusu getirdin
Uçsuz bucaksız yeşilinle
Hayata dönen toprağınla girdin içime
Renkler dans etti dokunduğun yerde
Umut filizlendi yürüdüğün
Ve kuşlar yuva yaptı dallarının arasında
Başımda senin yaprakların fısıldıyor şimdi
Açtırdığın çiçeklerin güzelliğinden
Dallarım gökyüzüne uzanıyor
Güneşi batmadan kokunun
Bir umut doğuyor her nefesinde
Gün boyu senden bir esinti geliyor yorgun ruhuma
Uykusuz gecelerim seninle aydınlanıyor
Başım dönüyor, off başım dönüyor inanmaktan
Yaşayabilirim belki
Yaşat diyorsan; kök sal öyleyse
Sarıl toprağıma, dalım ol, beni bırakma
Baksana; yaprak uçlarım yeşil
Tomurcuklar patlıyor gövdemden
Hadi gel, tut dallarımı, benimle yeşer
Benimle meydan oku her yalnızlığa
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte direnelim kara kışlara
Ben bir beton, sen leylak.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir