Araftaki Dans

Ey hayat!
Son nefeste:
“Dünüm pişmanlık,
yarınım muamma!”
diye fısıldıyorum.
“Ecel kapıda
aşk bir yalan mıydı?”
diye soruyorum,
cevap yok!
Belki de vardır, ruhum,
sessiz bir çığlık gibi yankılanır boşlukta;
belki de yoktur, kalbimin kara sevdası,
en fazla bir ömür sürer
yirmi birinci asırda
unutuluş acısı.
Unutuluş
bir mezar taşına kazınan bir isim.
Bu isimsizliğe bir türlü
alışamıyor aklım.
Fakat
inan ki, ey sevgili,
kader denen o acımasız
görünmez, soğuk bir rüzgara benzeyen eli
dokunacaksa eğer
ruhumun derinliklerine,
boş hayallerimde huzuru aramak için
boşuna çabalayacağım.
Ben,
son nefesimde
geçmişimi ve seni hatırlayacağım,
ve yalnız
bitmemiş bir öykünün hüznünü
toprağa bırakacağım…
Aşkım benim!
Saf yürekli,
inci tanesi,
gözleri umut dolu yârim benim;
ne diye sordum sana
anlamını bu ayrılığın,
daha hayatın ilk baharında
ve bir fırtına gibi savurmuyor mu
ömrümüzü zamanın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar kaçınılmaz bir gerçek!
Huzurun varsa eğer
bana bir tebessüm gönder,
geçti ömrümün anlam arayışı.
Ve unutma ki
daima güzel anılar biriktirmeli
bir veda busesi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


©2026 Şiir, Şair ve Edebiyat - Çin Dizileri - keyifsizblog.com WordPress Video Theme by WPEnjoy