Ne tuhaf, ey yabancı dünya, ne tuhaf
Aynı göğe bakıp ayrı düşmek!
Bir şehirden diğerine göçmek
Hatıralar gibi buruk ve yapmacık.
Sarsam toprağı arar gibi;
Dolaşsam ben de diyar diyar
Ve bir akşamüstü, yorgun ve bîkarar
Bir park bankında bulsam kendimi.
Bir bankta, eski ve ahşap…
Yaprak döken dallarda bir bank…
Geçmiş anıların ardından
Gelse solgun ve ışıksız bir akşam.
Doldursa içimi orada
Silik kokusu mazinin.
Bilmese ferahlığını içimin
Bu her yerden eksik bağ.
Konsa isimsiz kuşkumun
Paslı zincirine kilitler.
Renklerle boğulsa dertler,
Yabancı evlerde geçse gün.
Her gün acele insanların
Görsem umarsız geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta beton yığınlarının.
Bir yanıt yazın