Yüz Yıllık Sandık

Dedemin yadigarı, paslı bir saat,
Zamanı durdurmuş, sanki bir anıt.
Bir ömürlük sevdanın sessiz feryadı,
Duvarımda asılı, solgun bir berat,
Geçmişe açılan gizli bir kapı.
Sandıkta saklı durur, bir tutam saç,
Anlatır kayıp bir aşkın hikayesini,
Bir mendil, işlemesi silinmiş artık,
Bir mektup, okunmaz olmuş mürekkebi,
Anlatır bir devrin töresini, yasını,
Hangi fırtınalar savurdu bu anıları,
Kimeydi o yazılan son veda busesi?
Her bir eşya birer hatıra, birer iz,
Yüzyıllık sandık, bir zaman tüneli.
Gelenekler fısıldar, eski bir ezgi,
Bugüne taşınan sırlar denizi,
Açılmamış sayfalar, bitmemiş bir çizgi,
Yarına miras kalacak bir hediye.
Kader mi bu yük, yoksa emanet mi?
Sahiplenmeli mi, bırakmalı mı gitmeli?
Geçmişin aynasında, geleceğe doğru,
Yüz yıllık sandık, bir bilmece.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir