Yitik Soluk

Kent kalabalığının yorgun sesi,
Beton ormanının kimsesiz nefesi;
Öyle dalgın yürüyor kaldırımlar boyu,
Kaybolmuş düşlerinin hem yası, hem hevesi.
Onu unutmuş olmalı şehrin bir köşesi.
Sustukça dinlenmesi, dinlendikçe susması…
Tek başına bir ordu sanki, hem cephesi,
Aynasını arıyor bu yabancı siması.
Rüzgarla savruluyor hatıraların izi,
Gözlerinde tükeniyor geleceğin fısıltısı,
Bekliyor bir elin sıcak temasını,
Yeniden doğmak için bir bahar umudu,
Yüreğinde saklıyor kırık bir şarkının bestesini,
Yüzünde taşıyor hayatın sillesini,
Bedeninde hissediyor yalnızlığın terini,
Ruhunda yeşertiyor bir aşkın özlemini,
Kaybediyor adım adım kendi izini.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir