Gün gelir, yorgun düşerim hayata
-Tüm arzularım kül olacak sanırım.-
Bir umutsuzluk çöker içime derinden, anlarım
Yine de çabalamalı.
Asır yirmi birinci asırdır, bilirim elbet
Bir yanımda hayallerim, bir yanımda usanışım
Ekranlar büsbütün karartır ruhumuzu
Gerçekler daha karmaşıklaşır
Bir sır çıkarır gibi içimizden, doğduğumuzdan beri
Sımsıcak umutlara muhtacım.
Bir gün yeniden deneyeceğim
-Yıldızlar sönsün, yollar aydınlansın, yollar…-
İçimi bir inanç sarsın, güçlü
Kaybolmuş bir gayenin ardından, sessizce
Düşlerim unutulmuş bir köşede canlansın
Gelecekten umutlu bir çift gözün önünde.
Kendimle baş başa kalmak zor geliyor bazen
Her insanın ayrı ayrı göğüsleyebilsem kederini
Şehri kalabalıkta yalnız bir çığlık
Kimsesiz bir yalnızlık büyük evlerin birinde
En uzak hayaller,
En yakın çaresizliklerde, sessizce
Ve bir kafede bir sabah vakti
Dalıp dalıp ağlasam…
Nasıl susmalı bilmiyorum?
Herkesin acısından pay alırken.
Yitik iradelerin suları akar şimdi
Umutlar yeşerir sonsuza içimizden.
Bir gün, bir bankta otururken, hissediyorum
Bir el inançla dokunacak ruhuma
Bir çift göz, bir umut, bir kalp
Tüm korkularımı terk edeceğim.
Yapraklar açacak, çiçekler coşacak
Bir ilkbahar, bir öğlen ve bir güneş olacak
Toprak ve insan sevgileriyle,
Uğultulu bir coşku içinde, yıllar için
Yeniden başlayacağım.
Yitik İradeler Çağı
Tür:
Bir yanıt yazın