Bu gönül yangını nedir, var mı ki âlemde eşi?
En derin sızıların dem vurduğu, aşkın ateşi.
-Maziden bir iz gibi sarmış ruhumu-
Kaç anıyla örülmüş, ufacık bir hatırası.
Ne çaresiz bir bekleyiş ki ufuklar karalı!
Nerde – gösterdiği hasretle ‘bu: aşka tutsak’
Dedirtir – Yaralı, sensiz, mecnun bir âşık
Varsa gelmiş, açılıp derdi, yâhud sinesi!
Eski sevda, yeni sevda, bütün gönül âlemi,
Kaynıyor bir dert gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklim aşkın duruyor karşımda,
Umutlarla beraber bakıyorum: Yarınlara!
Öteden feryatlar parçalıyor semayı;
Beriden hıçkırıklar kaldırıyor en derin yeri;
Gözyaşı şimşekleri beynimden inip her hücreme;
Sönüyor içimde o aşkın ateşi.
Yerin altında cehennem gibi binlerce anı,
Atılan her hatıranın yaktığı: Yüzlerce umut.
Ölüm indirmede aşk, ölü püskürmede kalp;
O ne müdhiş andır: Savrulur enkazı sevdanın…
Ey sevgili, artık vuslat yok mu?
Aşkın şarabı zehir oldu, sensiz hayat boş mu?
Sen ki, ruhumla beraber gezerken ecrâmı adın,
©2026 Şiir, Şair ve Edebiyat - Çin Dizileri - keyifsizblog.com WordPress Video Theme by WPEnjoy