Beton, demir yığını kent vardı,
Gökyüzü kirli, duman içinde.
Kimisi yorgun, kimisi bıkkın,
Kimiyse koşar durur telaşe…
İşte şehir bu. Gürültü, öfke, hırs.
Komşuluk dediğin, bir asansör sohbeti.
Bir sanal tebessümdür, sevgi dediğin.
Gerisi yalnızlık, beton ve iş stresi.
Gri akıntılar akar caddelerden.
Reklam akar, kaygı akar.
Parıldayan neon, siren sesleri,
Motor sesleridir, toz gibi kalkar.
İşte şehir bu. Yabancılaşma, yalnızlık ve dert.
Aşk dediğin orda sanal bir beğeni,
Flört dür, uygulamadır yemiş dediğin,
Pişmanlık şerbetidir yalan yüzünden
İçtiğin içeceğin.
İşte şehir bu. Soğuk bir cam yüzü
Gibi bakar orda insan gözleri.
Dostluklar, samimiyet, merhamet
Masallarda kalmış, çok eskiden beri.