Külrengi Sabahların İsyankâr Melodisi

Uykusuz bir şehrin solgun sabahı mıydı yüzün,
yoksa bitmemiş düşlerin ağırlığı mı çökmüştü omuzlarına?
Köşe başında, acı kahve tadında…
Ezber bozan bir şarkının notaları vardı dudaklarında,
zaman umursamaz bir ritimle akıyordu.
Ben, zincirlerinden kurtulmuş bir saat gibi…
Hani yelkovanı özgür ama akrebi mesafelerde kayıp…
Sahildeki martının çığlığına karışan öfkenin bir sebebi olmalı,
denizin dalgalarla kıyıya vurduğu isyanın…
Sanki gökyüzü ağlıyor da tesadüfen düşüyor her damla içime…
Yalan! Sen güneşe bakıyorsun, fikrin benim karanlık dehlizlerimde…
Ve ben sessiz bir filmi sağır gibi dinliyorum.
Hayatı, başkasının gömleği gibi ütüsüz, buruşuk…
İlk sahibinin o gömlekle yaşadığı sevinçler,
yani gömleği gömlek yapan hatıralar,
bazı kavgalardan kalan yırtıklar, ter kokan yalnızlıklar…
Yaşananlara bir beden küçük geliyor artık hayat!


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir