Gönül Firar

kimse anlamaz benim yalnızlığımdan
sözcüklerdeki yangınla
kaç ömür tükenir
kalbimin altında biriken hüzün
denizleri kum tanesiyle doldurur
kimsenin düşüne uğramadan
sessiz nefret uzak hayal kırık acı
anılarda gizlenen
içimizde büyüyen karanlık mevsim
sonunu bekleyen kelepçeli hatıralar gibi
gönlüm boğar herkesi
ah kimseye anlatılmaz ki
hiçbir şey hissetmemenin sancısı
bedene kazınmış fısıltı
unutuldukça çoğalan
duygusallığın yersiz beklentisi
içimizde çoğalan şimdi,
burada ve her zaman
eski gülüşlerle örtülür solgun çehre
yalan yeni umutlarla beslenir
hiç yaşanmadıkları anılarda
telaşını körükleyen dualar
tanıdık bir yabancılık taşır
başkalarına anlatıldıkça
sönen ateşin
teslim ettiği
hayallerin hikayesi
ulaşılmaz sırrımıza
her ruh kendi tesellisini ararken
kırık suretlerin dans ettiği aynalardan
aynalara yepyeni bir çaresizlik kalır
damarlarımda sahipsiz akan
boşluk
uğultusu derin telaş
şehir kanunları geçiyor
gönlümün terk edilmiş sokaklarından
hınç saklanıyor kabuğunda
borçlandığı anıları
geri vermek için
yaşandığı pişmanlıklara
sükût ve tövbe
ne kadar yakınsa kalbimize
çaresizlik hayatta gezinir
kimseye değmeden
geçen günler gibi
biz kendimizi biliyor sanarken
hayat bizi kendisiyle değiştirir
ancak şarkılarla anlatabiliriz:
kendimize bunca uzaklık
bizi tanıdık kılan
kederli sonuç, amansız nefret
kandan alınmış rengin bedeli
hayatın birçok çıkmazı gibi
anlamsızlık kazanır görüldükçe
aşkla yaralar, ölümle avutur
ruhun sınırlarına işlenmiş
kara iz karanlık çağ sonsuz gerçeklik
kendini yaşar sahibinin kaderinde
ne kadar kaçsan da öze
içinden kurtulamadığın
içindeki ölü umut
her şey ne çok açık derken
ne çok muamma
anaya babaya dosta sevgiliye dert kadar derin
dert kadar büyük dert
yıllara eşlik eden zalim nefes
şeffaf kalelerle çevrili devasa kalkanı hayatın
gözlerin bile göremediği kuytularda
bizden sonrakilere emanet ettiğimiz
bize zimmetlenmiş sırların
bazen şaşırıp huzur deriz buna
zaten şaşırmadan diyemediği hiç kimsenin
derinde koyu yara
huzur, en derin dert
ana baba dost
bir gün hepsi yok olur
birbirinin boşluğunun içinde
derin, çok derin
dünyanın unutulmuş acılarıyla
kendimden yapılmış türbemle yüzleşir gibi
affediyorum günahlarımı bilmediğim bir kayboluşa
ne kadar uğraşsan da ömrün yetmez
bizi biz yapan içimizin saklı sularında
bizden habersiz yaşayanlara
aştım sandığın bir kapının önünde
bir gün bir feryat kopar dünyada
ölerek bile kurtulamazsın bizden
evcilleştirilmiş alışkanlıklarla yaşanan hezeyan
yeniden geleceksin buraya
imkânsızdır umut insan imkânsızlaştıkça
dünya başka bir yer olana kadar: gönül firar


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir