Cam Kenarı

Gidişin bir tren sesiydi.
Perondaydım, elimde bavulum, yüzümde garip bir telaş,
Her şey biraz daha soluk, sanki renkler silinmişti.
“Hatırlıyor musun” dedin.
“Biz neye benziyorduk hatırlıyor musun?”
Eskiden kalma bir şarkıyı mırıldanır gibi, hem hüzün,
Hem tatlı bir anı için bozulmuştu yüzündeki o tanıdık gülümseme.
Duman dağılmıştı.
Sonra hafifçe eğilip gözlerime baktın sonsuzluğa uzanan bir yol gibi.
“Neye?” dedim, vedalaşmanın acısını taşır gibi, “Neye?”
“Cam kenarına.”
“Neden?” dedim.
“Manzarayı hep başkalarının gözleriyle görüyorsun da ondan…”
Bir boşluk gibi büyüyen suskunluk o an başlamıştı bile kaderimizi ayırmaya.
Beni uğurlamadan önce söylediğin son sözler oldu bunlar.
Sonra bir tebessüm belirdi, bir veda busesi, hangisiydi şimdi hatırlamıyorum.
Sonra ben bilinmez bir yöne doğru yol aldım,
Anlarsın, o şehre sensiz katlanamazdım,
Sonra ben başka hayallere,
Sonra başka şehirlerin sokaklarında başka izler aradım.
Şimdi ne zaman bir trene binsem rayların sesi çınlıyor kulaklarımda.
Ardından cam kenarları buğulanıyor bir anda.
Seni hatırlıyorum o soluk ışıkta bir daha
Bir daha
Bir daha

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


©2026 Şiir, Şair ve Edebiyat - Çin Dizileri - keyifsizblog.com WordPress Video Theme by WPEnjoy